Türkiye, karapara aklama ve terörün finansmanının önlenmesi konusunda gösterdiği gelişmeler bakımından FATF tarafından  üçüncü kez değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Temmuz 2006 tarihinde başlayan değerlendirme süreci sonucunda hazırlanan “Türkiye III. Karşılıklı Değerlendirme Raporu“ 21-23 Şubat 2007 tarihlerinde kabul edilmiştir. Ülkemiz bu rapor sonrasında, iki yıllık takip sürecine girmiştir. III. Karşılıklı Değerlendirme Raporunda mevzuat ve uygulama bakımından eleştiri konusu yapılan hususlara ilişkin gelişmeler bu sürecin sonunda FATF tarafından Şubat 2009 tarihli Genel Kurul Toplantısında tekrar görüşülmüştür.

Bu sırada, G-20 Liderler Zirvesi tarafından 24-25 Eylül 2009 tarihlerinde alınan karar uyarınca; FATF’in Şubat 2010 tarihine kadar aklama ve terörün finansmanı bakımından yüksek riskli ülkeleri içeren bir liste yayınlamasına karar verilmiştir. Bu amaçla, FATF’in Ocak 2010’da bir toplantı yaparak inceleme çalışmaları sonuçlarını ve aşamalarını değerlendirmesi, böylece G-20 tarafından talep edilen riskli ülkeler listesinde yer alabilecek ülkelerin belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Ülkemiz de bu kapsamda ICRG ön inceleme havuzuna dahil edilmiştir .

Türkiye hakkında tanzim olunan ICRG Raporunda; Türkiye’nin Terörün Finansmanına Yönelik II Nolu Özel Tavsiye Kapsamında meri mevzuatındaki terörün finansmanı suçunun kapsamı ve unsurlarına ilişkin düzenlemeler ile III Nolu Özel tavsiye kapsamında terörist malvarlıklarının dondurulmasına ilişkin düzenlemelerin halen BM ve FATF standartlarına göre eksik olduğu ve bunların FATF Tavsiyeleri ve “BM Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme“ ile uyumlu olmadığı bu itibarla bu eksikliklerin küresel kriz ortamında uluslararası finansal piyasalar bakımından risk teşkil edebileceği nedeniyle bir an evvel yerine getirilmesi gerektiği“ belirtilmiştir.

Bu eksikliklerin giderilmesine yönelik olarak Hükümetimiz tarafından bir Eylem Planı hazırlanarak Ocak 2010’da FATF’a sunulmuştur . Söz konusu eylem planında,terörün finansmanı konusundaki eksikliklerin giderilmesine ilişkin, Terörün Finansmanının Önlemesine Dair Kanun Tasarısının Haziran 2010 tarihine kadar TBMM’ne sevk edilmesi ve Tasarının 2010 yılı sonuna kadar kanunlaşmasının beklendiği taahhüt edilmiştir.

24 Haziran 2011 tarihinde, FATF Genel Kurulunda alınan karar doğrultusunda Türkiye, yeterli gelişme kaydetmemesi; özellikle Eylem Planı ile taahhüt edilmesine rağmen Tasarının yasalaşmaması ve Tasarının mevcut haliyle de FATF kriterlerini tam olarak karşılamaması gerekçeleri ile aralarında İran’ın da bulunduğu, koyu gri liste olarak da bilinen ( Dark Grey List) 1. Listenin 2. Kategorisine nakledilmiş ve “sıkılaştırılmış takip (enhanced follow-up)“ sürece alınmıştır.

13-17 Şubat 2012 tarihlerinde Paris’te gerçekleştirilen FATF Genel Kurulunda ise ülkemiz herhangi bir gelişme kaydetmemiş olmasından dolayı Kamuoyu Açıklamasında 1. Listenin 2. Kategorisinde yerinde kalmaya devam etmesinin uygun olacağı kararına varılmıştır. Ayrıca Türkiye, FATF takip sürecinde taahhütlerini yerine getirmediği için sıkı takip süreci prosedürleri doğrultusunda bir adım daha öteye gidilerek, Türkiye’ye üst düzey bir ziyaretin gerçekleştirilmesine karar verilmiştir.FATF Başkanı ve beraberindeki heyet, Mayıs 2012’de ülkemize bir ziyaret gerçekleştirerek Adalet Bakanı, Maliye Bakanı ve TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili ve üyeleri ile temaslarda bulunmuştur.

21-22 Mayıs 2012 tarihlerinde gerçekleştirilen üst düzey ziyaret sonrası hazırlanan rapor, 18-22 Haziran 2012 tarihlerinde Roma gerçekleştirilen Genel Kurulda, FATF Başkanlığı tarafından sunulmuştur. Raporda özetle FATF’ın Türkiye ile ilgili iki temel noktada endişesi olduğu belirtilmiş ve bu hususlar şu şekilde sıralanmıştır:

a) Terörün finansmanı suçunun halen uluslararası düzenlemelere uygun bir şekilde dzenlememesi,
b) 1267 ve 1373 sayılı BMGK Kararları kapsamında terörist malvarlıklarının dondurulmasına ilişkin bir mekanizmanın halen  kurulamaması.
Ayrıca raporda Türkiye’nin 3. Tur Karşılıklı Değerlendirme Raporunun yayınlanmasından bu yana pek çok eksikliği gidermek üzere adımlar attığı ancak SR II (Revizyon sonrası 5 Nolu Tavsiye) ve SR III ( Revizyon sonrası 6 Nolu Tavsiye) kapsamında eksiklikleri halen gideremediğini; bu hususta hazırlanan Terörün Finansmanının Önlemesine Dair Kanun Tasarısının halen yasalaşmadığını; zaten halihazırda mevcut Tasarının FATF kriterlerini tam olarak karşılamadığı vurgulanmıştır.
Raporda, Tasarıya  SR II kapsamında getirilen eleştiriler şu şekildedir:
a) Fonların dolaylı yoldan temin edilmesi veya toplanması açıkca suç olarak düzenlenmemektedir,

b) Suç,  “hangi amaçla olursa olsun“ fon toplamayı ya da elde etmeyi kapsamamaktadır; bir başka  deyişle suçun ancak terörist eylemleri gerçekleştirmek amacıyla fon toplanması durumunda gerçekleşeceğinin kabul edildiği anlaşılmaktadır,

c) Tüzel kişilere karşı yaptırımlar caydırıcı ve orantılı değildir.

Raporda, Tasarıya  SR III kapsamında getirilen eleştiriler şu şekildedir:
a) Malvarlığı teriminin tanımı FATF standartlarını karşılamayacak kadar sınırlıdır,

b) Malvarlıklarının dondurulması teriminin tanımı FATF standartlarıyla uyumlu değildir,

c) BMGKK  1267’ye ilişkin olarak, amaçlanan mekanizma Türkiyenin terörist malvarlıklarını “derhal“ dondurmasına  izin vermeyecektir

d) BMGKK 1373’ye ilişkin olarak, yabancı ülkelerden gelecek talepler dışında, ulusal bir dondurma mekanizması öngörülmemektedir,

e) Terörist malvarlıklarının dondurulmasına ilişkin olarak yabancı ülkelerden gelecek taleplerde karşılıklılık aranması SR ÎII yükümlülükleri ile bağdaşmamaktadır,

f) Terörist malvarlıklarının dondurulmasında ilişkin abancı ülkelerden gelecek taleplerde 1 yıllık otomatik zaman sınırlaması olması SR ÎII yükümlülükleri ile bağdaşmamaktadır.

Raporda sonuç olarak Türkiye hakkında, Tasarıyı FATF standartlarına uygun olarak yasalaştırmadığı hususunda yeni bir kamuoyu açıklaması yayınlanmasının uygun olacağı ifade edilmiştir.

Genel Kurulda Türkiye hakkında alınan karar ise kısaca şu şekilde özetlenebilir:

Öncelikle, ICRG sürecine ilişkin olarak, Türkiye‘nin mevcut durumunu korumasına ve  bir dahaki genel kurula kadar 1. Listenin ikinci kategorisinde (koyu gri liste/dark grey list) kalmaya devam etmesine karar verilmiştir. Bununla birlikte genel kurul sonrası yayınlanan Kamuoyu Duyurusunda ( Public Statement)  ülkemiz listede  Myanmar ve Kenya ile birlikte  bir açıklama ikonu ile işaretlenmiş ve ülkemiz hakkında şu açıklamaya yer verilmiştir;

“Bu ülkeler Haziran 2011’de kamuoyu açıklamasına alındıklarından bu yana yeterli gelişme kaydetmemişlerdir. Eğer bu ülkeler Ekim 2012 Genel Kuruluna kadar kayda değer bir gelişme kaydetmezlerse FATF üyelerini bu ülkelerden kaynaklanan risklerle orantılı olarak tedbirler uygulamaya davet edecektir .”

Buna ilave olarak, FATF takip sürecindeki kademeli takip yaptırımları kapsamında bir adım daha ileri gidilerek genel kurula istinaden FATF Başkanı tarafından yapılacak basın açıklamasında Türkiye hakkında aşağıdaki metne yer verilmesine karar verilmiştir:

“Türkiye FATF’ın bir üyesi olarak FATF standartlarını uygulamayı taahhüt etmiştir. Türkiye 2007 yılındaki değerlendirmesinden beri karapara aklama ve terörün finansmanı ile mücadele sistemini güçlendirmek adına bazı adımlar atmıştır. Ancak terörün finansmanı suçunun uluslararası düzenlemelere uygun hale getirilmesi ve terörist malvarlıklarının dondurulması için mekanizma ihdas edilmesi konularında taahhüdünün gerisinde kalmıştır. FATF Başkanı liderliğinde bir heyet Mayıs 2012’de Türkiye’ye giderek ilgili bakanlara, TBMM üyelerine ve diğer yetkililere FATF’ın bu konudaki endişelerini iletmiştir. FATF Türkiye’yi terörün finansmanı ile mücadele tasarısını standartlarla uyumlu bir şekilde yasalaştırmak suretiyle üyelik taahhüdünün gereğini yerine getirmeye davet etmektedir. Bu yasa tasarısı Ekim 2012’ye kadar yasalaştırılmadığı taktirde FATF, Türkiye’nin üyeliğinin sona erdirilmesini tartışmaya başlayacaktır.”
 
UHDİGM Resmi Web Sitesi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
Webmaster: Selin KILIÇ
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.