...:: TİPOLOJİ ::...

YABANCI KAMU GÖREVLİLERİNE RÜŞVET VERME SUÇUNUN
TÜRK HUKUKU BAKIMINDAN OLUŞUMUNU GÖSTEREN
PRATİK ÇALIŞMA

Merkezi İstanbul’da bulunan ve yurt dışında ticari işlemler gerçekleştiren A Türk Şirketi, B ülkesinde açılan bir ihaleye müracaat ediyor; ihale süreci devam ederken o ülkedeki temsilcisi tarafından, ihaleyi yapan kurumun bağlı bulunduğu Bakana ya da diğer herhangi bir üst düzey yetkiliye, şirket olarak ihale ilanında belirlenen koşulları taşımadığı halde ihalenin kendisine verilmesini temin etmek üzere 200.000 ABD Doları rüşvet veriyor.

Teklif veren ve gerekli şartları taşıyan başka şirketler bulunmasına rağmen, alınan rüşvet karşılığında ihaleyi A Şirketi kazanıyor ve sözleşme imzalanıyor.

Rüşvet iddiaları B ülkesinin ulusal basınında geniş bir şekilde haber konusu oluyor. İddialar, B ülkesi medyasında habere konu olmasından 2 ay sonra Türk basınında da habere konu oluyor.

Ankara Cumhuriyet Savcısı ulusal basında çıkan haberleri ihbar kabul ederek doğrudan ilgili şirket yetkilileri hakkında yabancı kamu görevlilerine rüşvet verme suçundan soruşturma başlatıyor. Zira, bu suç re’sen takibi zorunlu olan bir suç niteliği taşımaktadır. Soruşturma makamlarımız rüşvetin verildiği B ülkesinde söz konusu olayla ilgili bir soruşturma ya da yargılama yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın rüşvet veren şirkete yönelik olarak re’sen harekete geçecektir. Bu durumda, rüşvet alan B ülkesi kamu görevlileri açısından rüşvet alma suçunu soruşturma yetkisi, doğal olarak B ülkesi adli makamlarına aittir. 

TCK’nın 279. maddesi, kamu adına soruşturma ve kovuşturmayı gerektiren bir suçun işlendiğini göreviyle bağlantılı olarak öğrenen kamu görevlilerine bu suçu yetkili makamlara bildirimde bulunma yükümlülüğü öngörmekte; bu ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyi ihmal eden veya bu hususta geciken kamu görevlisinin, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağını hükme bağlamaktadır.

Bu çerçevede, Ülkemiz yurt dışı teşkilatlarında görev yapan kamu görevlilerinin, yabancı kamu görevlilerine rüşvet verme suçları açısından ihbar yükümlülüklerini yerine getirmesi büyük önem taşımaktadır. Zira, bu ihbarlar sayesinde ülkemiz adli makamları, yabancı bir ülkede işlenen ancak yargılama yetkimize giren bu suçları etkin ve hızlı bir şekilde soruşturabilecektir

Yargılama sonucunda şirket yetkililerinin cezai sorumluluğu doğmakta olup, TCK’nın 252 nci maddesi uyarınca suçlu bulundukları takdirde dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları söz konusu olabilecektir. Bahse konu şirket hakkında ise TCK’nın 60. maddesinde öngörülen güvenlik tedbirlerine hükmedilecek; elde edilen yararlar da müsadere edilecektir.

Suça konu 200.000 ABD Doları rüşvetin doğrudan yabancı kamu görevlisine sağlanması ile onun yararına yakınlarına, hatta onun gösterdiği bir hayır kuruluşuna sağlanmasında suçun oluşması açısından bir fark bulunmamaktadır. 

Yine suçun oluşumu açısından, teklif veya vaad edilen ya da sağlanan yararın yabancı bir ülkede seçilmiş veya atanmış olan, yasama, idari veya adli bir görevi yürüten kamu kurum veya kuruluşlarının, yapılanma şekli ve görev alanı ne olursa olsun, devletler, hükümetler veya diğer uluslararası kamusal örgütler tarafından kurulan Birleşmiş Milletler (BM), Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (UNESCO) gibi uluslararası kuruluşların görevlilerine veya aynı ülkede uluslararası nitelikte görevleri yerine getirenlere sağlanmasının bir farkı bulunmamaktadır. 

Söz konusu suça ilişkin olarak, gerek OECD , gerek 3568 sayılı Serbest, Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 43. maddesi ile serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler ve bunların yanlarında çalışanlar, işleri dolayısıyla öğrendikleri suç teşkil eden halleri yetkili mercilere duyurmakla yükümlü kılınmışlardır. Bu şekilde A şirketinin defterlerini tutan anılan meslek mensuplarının da söz konusu rüşvet miktarı ile ilgili kanuna aykırılık ya da usulsüzlük saptadıklarında bildirim yükümlülüğü bulunmaktadır.

Yukarıda belirtilen olayda, A şirketi ihaleye başvurma koşullarını taşımadığı halde ihaleyi kazanmak üzere yabancı kamu görevlisine rüşvet vermek yoluyla kendi şirketine yarar sağlamıştır. Söz konusu şirket ihaleye başvuru koşullarını taşısa ve yapılan hukuka uygun ihale sürecinde haklı olarak ihaleyi kazandıktan sonra, salt bürokratik işlemlerin hızlandırılması için bir menfaat temin etmiş olsa dahi, yabancı kamu görevlisine rüşvet verme suçu oluşacaktır.  

 
UHDİGM Resmi Web Sitesi © 2014 Tüm Hakları Saklıdır.
Webmaster: Selin KILIÇ
Bu Sitede Yayınlanan Tüm İçerikler, İzinsiz Kaynak Gösterilemez ve Yayınlanamaz.