ANA SAYFA GENEL MÜDÜRLÜK
  • Tarihçe
  • Görevleri
  • Vizyonu
  • Amaç ve Hedefleri
  • Genel Müdür
  • Teşkilat Yapısı
  • Bürolar
    • Bütçe Bürosu
    • Ceza İstinabe Bürosu
    • Ceza Tebligat Bürosu
    • Çocuk Hukuku Bürosu
    • Gelen Evrak Bürosu
    • Giden Evrak Bürosu
    • Hukuk İstinabe Bürosu
    • Hukuk Tebligat Bürosu
    • İade-Transfer Bürosu
    • Nafaka Bürosu
    • Personel Bürosu
    • Sözleşmeler Bürosu
    • Teknik Büro
İNSAN HAKLARI DAİRE BŞK. ETKİNLİKLER ADLİ İŞBİRLİĞİ-HUKUK
  • Hukuk-İstinabe
  • Hukuk-Tebligat
  • Nafaka
  • Çocuk Kaçırma Velayet
ADLİ İŞBİRLİĞİ-CEZA
  • Ceza İstinabe
  • Ceza Tebligat
  • İade
  • Kırmızı Bülten
  • Hükümlü Nakli
ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ
  • Birleşmiş Milletler [BM]
  • Avrupa Konseyi [AK]
    • GENEL OLARAK AK
    • GRECO
    • CEPEJ
    • CD-CJ
    • CD-PC
  • Avrupa Birliği [AB]
    • EUROJUST
    • EJN
  • Diğer Kurumlar
    • OECD
    • SEEPAG&SECII
    • FATF
ULUSLARARASI YARGI
  • AİHM
  • UAD
  • ABAD
  • UCM
SÖZLEŞMELER
  • İki Taraflı İşbirliği
    • Adli Sözleşmeler
    • İşbirliği Protokolleri
    • Ortak Açıklamalar
  • Çok Taraflı İşbirliği
    • BM Sözleşmeleri
    • AK Sözleşmeleri
    • LAHEY Sözleşmeleri
GENELGELER 7/24 AYTAM LİNKLER BİLGİ EDİNME İLETİŞİM
 
::: GRECO :::
(YOLSUZLUĞA KARŞI DEVLETLER GRUBU)
 
KURULUŞ
4 Mayıs 1998 tarihinde gerçekleştirilen 102. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi toplantısında alınan (98) 7 sayılı ilke kararı ile, “1 Mayıs 1999 tarihi itibariyle bir ‘genişletilmiş kısmi anlaşma şeklinde” Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO = Group of States against Corruption) kurulması yetkisi tesis edilmiş olup, iş bu yetkiye dayanarak 17 kurucu üye devlet tarafından (99) 5 sayılı ilke kararı ile GRECO 1 Mayıs 1999 günü itibariyle kurulmuştur.

KATILIM
GRECO, yolsuzlukla mücadele alanında uluslararası ünü ve prestiji haiz, esnek ve etkin bir mekanizmadır. Tam üyelik için aranan tek koşul, GRECO tarafından değerlendirilmeye alınmayı koşulsuz olarak kabul etmek ve “karşılıklı değerlendirme” aşamalarına herhangi bir çekince koymaksızın katılmaktır.
GRECO’ya Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin yanı sıra, ABD de üyedir. GRECO’ya katılım sürekli artmakta olup, 13.01.2011 tarihinde Gruba katılan Belarus ile birlikte üye sayısı 49’a ulaşmıştır.
Ülkemiz de, ulusal ve uluslararası alanda önemli bir sorun halini alan yolsuzluk olgusuyla mücadele konusundaki irade ve kararlılığının bir göstergesi olarak, 1 Ocak 2004 tarihinden beri GRECO’ya üyedir.

AMAÇ
GRECO’nun amacı, dinamik bir karşılıklı değerlendirme süreci (a dynamic process of mutual evaluation) ve emsal baskısı (peer pressure) aracılığı ile üyelerinin Avrupa Konseyi tarafından oluşturulan yolsuzlukla mücadele standartlarına uygunluğunu izlemek suretiyle bu yolda kapasitelerinin artırılmasına yardımcı olmaktır. Bu nedenle, GRECO üye ülkelerde gerekli yasal, kurumsal ve pratik reformların uygulanması ve oluşturulması sürecinde katkıda bulunmaktadır.

YOLSUZLUKLA MÜCADELEDE AVRUPA KONSEYİ STANDARTLARI
Yolsuzlukla mücadele açısından Avrupa Konseyi standartlarını belirleyen temel enstrümanlar aşağıda sıralanmıştır.
1 Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi (No: 173)
2 Yolsuzluğa Karşı Özel Hukuk Sözleşmesi (No: 174)
3 Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesine Ek Protokol (No: 191) [Türkiye taraf değildir]
4 Bakanlar Komitesinin Siyasi Partiler ve Seçim Kampanyalarındaki Yolsuzluklarla Mücadelede Genel Kurallar Hakkında R (2003) 4 Nolu Tavsiyesi
5 Yolsuzlukla Mücadelede (97) 24 Nolu Yirmi Temel İlke Kararı
6 Bakanlar Komitesinin Kamu Görevlileri İçin Davranış Kuralları Hakkında R (2000) 10 Nolu Tavsiyesi

GRECO ÇALIŞMA YÖNTEMİ
Çalışma biçimine gelince, GRECO  evreler halinde çalışmaktadır. Bu evreler, dönemleri ve kapsadığı konuları itibariyle aşağıdaki gibidir:

EVRELER

DÖNEM

KONU

1. Değerlendirme Aşaması

2000-2002

Yolsuzluk suçlarının önlenmesi, soruşturulması, yargılanması ve karara bağlanmasından sorumlu kişilerin ya da kurulların bağımsızlığı, özerkliği ve yetkileri;

Yolsuzlukla mücadeleden sorumlu kişi ya da kurulların uzmanlaşmalarının teşvik edilmesi ve görevlerini yerine getirebilmeleri için uygun imkan ve eğitimin sağlanması;

Yolsuzluk davalarıyla ilgili soruşturma, kovuşturma ve cezadan muafiyet konuları

2. Değerlendirme Aşaması

2003-2006

Yolsuzluk gelirlerine elkoyma ve müsadere;

Kamu yönetimi ve yolsuzluk;

Tüzel kişiler ve yolsuzluk

3. Değerlendirme Aşaması

2007-…

1.Tema

Suç haline getirme:

Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi’nin (ETS 173) 1a ve 1b, 2-12, 15-17. maddeleri ve 19. maddenin 1. fıkrası,

Ek Protokolünün (ETS 191) 1-6. maddeleri ve Rehber İlkeler 2 (yolsuzluğun suç haline getirilmesi)

2.Tema

Siyasi Partilerin Finansmanında şeffaflık:

Siyasi Partilerin ve Seçim Kampanyalarının Finansmanında Yolsuzluğa Karşı Ortak Kurallar Tavsiyesinin Rec(2003)4 8, 11, 12, 13b, 14 ve 16. maddeleri ve – daha genel olarak – Rehber İlke 15 (siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanı)

 
                                                    
Her bir değerlendirme aşaması ile ilgili ayrı ayrı olmak üzere; öncelikle ülkeleri soru formlarına (evaluation questionnaire) verilen cevaplar ve ülke ziyareti (on site visit) çerçevesinde toplanan bilgileri esas alarak aşamalar (rounds) halinde incelemeye tabi tutan GRECO, bu incelemenin sonunda çeşitli tavsiyelerin yer aldığı bir değerlendirme raporu (evaluation report) hazırlayarak, ülkelerden bu tavsiyeleri yerine getirmelerini talep eder.

Bu raporun kabulünden itibaren 12-18 aylık bir dönem sonunda değerlendirmeye alınan ülkeden gelen durum raporu (situation report) üzerine ikinci bir inceleme yapar ve sonucunda hazırladığı uygunluk raporu (compliance report), gerek görülmesi halinde bilahere ek 12-18 aylık bir dönem sonunda da, ek uygunluk raporu (addendum compliance report) ile tavsiyelerin ne ölçüde yerine getirildiğini belirler.

Tüm bu raporlar, ilgili ülkenin izniyle GRECO sitesinde İngilizce ve Fransızca olarak, ilgili ülke tarafından ise, kendi dilinde tercümesiyle uluslararası ve ulusal kamuoylarına açıklanır. Uygulamada, tüm ülkeler kısa bir süre içinde raporun yayınlanmasına izin vermektedirler.

GRECO üyelerinin zorunlu ya da gönüllü katkıları ile çalışmalarını sürdürmekte olup, Ülkemizin zorunlu katkı payı Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmektedir.

GRECO üyelerinin yılda 4 ya da 5 kez Strazburg’da yapılan düzenli toplantılarına katılan, genelde Adalet Bakanlıklarından gelen daimi temsilcileri bulunmaktadır. GRECO nezdindeki Türk Delegasyonunda Adalet Bakanlığı temsilcisinin Başkanlığında, Başbakanlık Teftiş Kurulu ve İçişleri Bakanlığı temsilcileri yer almaktadır.

Diğer taraftan GRECO’nun ülke değerlendirme raporları, değişik uluslararası kuruluşların yanı sıra aday ülkesi olduğumuz Avrupa Birliği tarafından da, özelikle ilerleme raporları bağlamında, ilgili ülkenin yolsuzlukla mücadele kapasitesinin değerlendirilmesinde referans alınmaktadır.

TÜRKİYE I. ve II. AŞAMA İNCELEME SÜRECİ

I.Aşama incelemesinin konusunu, yolsuzluk suçlarının önlenmesi, soruşturulması, yargılanması ve karara bağlanmasından sorumlu kişilerin ya da kurulların bağımsızlığı, özerkliği ve yetkileri; Yolsuzlukla mücadeleden sorumlu kişi ya da kurulların uzmanlaşmalarının teşvik edilmesi ve görevlerini yerine getirebilmeleri için  uygun  imkan ve eğitimin sağlanması; Yolsuzluk davalarıyla ilgili soruşturma, kovuşturma ve cezadan muafiyet konuları, II. Aşama incelemesinin konusunu ise, yolsuzluk gelirlerine elkoyma ve müsadere; kamu yönetimi ve yolsuzluk; tüzel kişiler ve yolsuzluk oluşturmuştur.

Türkiye’nin GRECO’ya üye olduğu tarihte I. Aşama İncelemesi tamamlanmış olduğundan, GRECO’ya sonradan katılan diğer ülkeler gibi Ülkemiz de I. ve II. Aşama Ortak Değerlendirmesine tabi tutulmuştur.

GRECO I. ve II. aşama soru formlarının İngilizce olarak cevaplandırılması ve akabinde gerçekleşen mevzuat değişikliklerine göre cevaplarımızın güncelleştirilmesi Adalet Bakanlığı eşgüdümünde ilgili Bakanlık ve Kurumların katkıları ile gerçekleştirilmiştir.

GRECO Ülkemizin I. ve II. Aşama Değerlendirmesi yerinde ziyaretini 23-27 Mayıs 2005 tarihlerinde 4 değerlendirmeci uzman ile GRECO Sekreterliği’nden iki uzman olmak üzere 6 kişiden oluşan heyetle gerçekleştirmiştir.

Ziyaret sonrası hazırlanarak ülkemizin görüşüne sunulan taslak 1. ve 2. Aşama Değerlendirme Raporu GRECO’nun 06-10 Mart 2006 tarihlerinde yapılan 27. Genel  Kurul Toplantısı sırasında, görüşülerek kabul edilmiştir. GRECO’nun Internet sitesinin yanı sıra Bakanlığımız UHDİGM sayfasından İngilizce, Fransızca ve Türkçe olarak ulaşılabilen rapor 21 tavsiye içermektedir. Bir fikir vermesi açısında; GRECO 1 ve 2. aşama incelemesi tamamlanan ülkelerden, Makedonya’ya 31, Estonya’ya 28, Letonya’ya 28, Romanya’ya 28, Arnavutluk’a 27, Hırvatistan’a 27,  Polonya’ya 26, Lüksemburg’a 25, Bulgaristan’a 25, Ermenistan’a 24, Belçika’ya 23, Slovenya’ya 22, Macaristan’a 21, Yunanistan’a 20, Güney Kıbrıs’a 20, İngiltere’ye 19, İspanya’ya 16, Fransa’ya 16 tavsiyede bulunmuştur.

GRECO değerlendirme raporlarında tavsiyelerde bulunmakla yetinmekte, tavsiyelerin yerine getirilme yöntem ve şeklini ilgili ülkenin iç hukuk ve sistemine bırakmaktadır. Değerlendirme raporunun kabulünden itibaren 18 ay sonra ilgili ülke tavsiyelerin yerine getirilmesi konusunda yapılanlara ilişkin bir durum raporu sunmaktadır. Bu rapor GRECO’nun atadığı iki raportör tarafından incelenerek bir uygunluk raporu hazırlanmaktadır.

Adalet Bakanlığımız raporda yer alan tavsiyeleri ilgili kurumlara iletmiş ve düzenli toplantılarla durum raporunu hazırlayarak zamanında GRECO’ya iletmiştir.

31 Mart - 4 Nisan 2008 tarihlerinde yapılan GRECO 37. Genel Kurul Toplantısında, Ülkemizin I. ve II. Aşama Değerlendirme Raporunda yer alan tavsiyelerin yerine getirilmesine ilişkin "Uygunluk Raporu" görüşülerek kabul edilmiştir. Toplantıda Ülkemizi Adalet Bakanlığı, Başbakanlık Teftiş Kurulu ve EGM temsilcilerinden oluşan bir heyet temsil etmiştir.

Ülkemizin ilettiği durum raporu ve Genel kurul Toplantısı sırasındaki açıklamalarımız ışığında, 7 tavsiyenin yerine getirildiği, 8 tavsiyenin kısmen yerine getirildiği, 6 tavsiyenin ise yerine getirilmediği kararlaştırılmıştır. GRECO daha önce tavsiyelerin yerine getirilmesinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle Gürcistan’ı izlemeye almış, Belçika taslak raporunda izleme tavsiye etmiş, Belçika’nın itirazları ile raporun görüşülmesi ertelenmiş ve bu arada Meclisteki yasaların çıkması sonucu Belçika’ya da yerine getirilmeyen ya da kısmen yerine getirilen tavsiyeler için GRECO içtüzüğü gereği ikinci 18 aylık süre tanınmıştır.

Ne taslak raporda ne de Genel Kurul görüşmelerinde ülkemiz hakkında izleme süreci ihtimali gündeme getirilmemiş, bilakis Alman ve Hırvat raportörler tam yerine kısmen yerine getirilen tavsiyelerin çokluğunu Türkiye’nin tavsiyeleri uygulamada kararlı olduğu şeklinde yorumlamışlardır.

Yerine getirilmediğine ve kısmen yerin getirildiğine karar verilen tavsiyelere ilişkin 31 Ekim 2009 tarihine kadar ek rapor verilmesi gereği, belirlenen tarihe uyulmak ve söz konusu Ek Rapor İngilizce olarak Bakanlığımızca hazırlanarak GRECO Sekreteryasına iletilmek sureti ile yerine getirilmiştir.
Söz konusu Ek Rapor 7-11 Haziran 2010 tarihlerinde yapılan 47. GRECO Genel Kurulunda ele alınmış ve toplantı sonucunda, daha önce yerine getirilmediği tespit edilen tavsiyelerden 4’ünün kısmen yerine getirildiğine, 2 tavsiyenin ise yerine getirilmediğine karar verilmiştir. Bu I. ve II. Aşama Ortak Ek Uyum Raporunun kabulü Türkiye’ye ilişkin I. ve II. Ortak Değerlendirme Aşaması uyum sürecini sona erdirmiştir.

TÜRKİYE III. AŞAMA İNCELEMESİ SÜRECİ

GRECO’nun III. Aşama Değerlendirme süreci şu konuları ele almaktadır:

Tema I

Suç haline getirme

Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi’nin (ETS 173) 1a ve 1b, 2-12, 15-17. maddeleri ve 19. maddenin 1. fıkrası, Ek Protokolünün (ETS 191) 1-6. maddeleri ve Rehber İlkeler 2

(yolsuzluğun suç haline getirilmesi)

Tema II

Siyasi partilerin finansmanında şeffaflık

Siyasi Partilerin ve Seçim Kampanyalarının Finansmanında Yolsuzluğa Karşı Ortak Kurallar Tavsiyesinin Rec(2003)4 8, 11, 12, 13b, 14 ve 16. maddeleri ve – daha genel olarak – Rehber İlke 15

(siyasi partilerin ve seçim kampanyalarının finansmanı)

III. Aşama Değerlendirme süreci kapsamında, bir GRECO değerlendirme ekibi 19-23 Ekim 2009 tarihlerinde Ülkemize yerinde inceleme ziyareti gerçekleştirmiştir.
Söz konusu ziyaretin başarılı ve verimli geçtiği, organizasyonun fevkalâde olduğu değerlendirmeciler tarafından hem ülkemizden ayrılmadan önce, hem de raporların görüşülmesi sırasında Genel Kurul önünde ifade edilmiştir.
22-26 Mart 2010 tarihleri arasında Strazbourg’ta yapılan 46. Genel Kurul toplantısında görüşülerek kabul edilen söz konusu raporların sonuç bölümleri ile içerdiği tavsiyeler aşağıda belirtilmiştir.

1) Yolsuzluk Sözleşmesindeki Suçlara İlişkin Değerlendirme Raporu (Tema I)

A. Sonuç Bölümü
Rüşvet ve nüfuz ticaretinin suç haline getirilmesi konusunda Türk mevzuatı oldukça karmaşık olup Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülükler açısından bir çok eksiklik içermektedir.

İlk olarak rüşvet suçlarının dar tanımı, kamu görevlisinin görevini ihlal etmeksizin ya da taraflar arasında bir anlaşma olmadan ortaya çıkan yolsuzluk eylemini dışarıda tutmaktadır. Bu gereksiz darlığı tamamlamak için kanun koyucunun gerekçesi, doktrin ve Yargıtay’ın içtihadı, pek çok başka ceza hükümlerine atıfta bulunmaktadır. Bu unsurlara göre, hukuk uygulamacılarının mevzuatın bazı dikkat çekici boşluklarını doldurmayı başardıkları ve azımsanmayacak ölçüde mahkûmiyet kararı verdikleri görülmektedir. Ancak, yürürlükteki sistemin bütünüyle tam ve uyumlu olmaması, kuşkusuz Sözleşmenin ilgili maddelerinin Türk ceza hukukuna tamamen yansıtılması ve ne tür hareketlerin rüşvet teşkil edeceğinin açıkça belirlenmesi amacıyla geniş bir gözden geçirmeyi gerektirmektedir.

Üstelik, yabancı kamu görevlileri ile uluslararası kamu görevlilerine rüşvet sadece verme anlamında (yabancı kamu görevlisine yönelik aktif rüşvet) ve uluslararası ticari faaliyetler kapsamında suç sayılmaktadır.

Aynı boşluk, Türkiye’nin en kısa zamanda taraf olması gereken Yolsuzluğa Karşı Ceza Sözleşmesi’ne Ek Protokolde (ETS 191) tanımlanan jüri ve hakemlerin rüşveti bağlamında da söz konusudur.

Özel sektörde rüşvet, sadece “kamu yararına hareket eden” veya sermayesi kısmen kamuya ait sınırlı sayıdaki kuruluş bağlamında cezalandırılmaktadır.

Nüfuz ticareti tahmin edildiği gibi- sadece alma şekilde olmak üzere- Sözleşmede belirtilen standartların gerisinde kalan “aldatma yoluyla nitelikli dolandırıcılık” suçu tarafından ele alınmaktadır.

Son olarak, “soruşturma başlamadan önce suçunu bildiren rüşvet failinin cezadan muaf tutulmasına imkân veren “etkin pişmanlık” özel savunması, kötüye kullanılma risklerini sınırlamak için gözden geçirilmelidir.

B. Tavsiyeler
Suç Haline Getirme ile ilgili olarak raporda Ülkemize 8 tavsiye yöneltilmiştir.
1
(i) rüşvet suçlarının kapsamlı, tutarlı ve açık tanımlarını sağlamak, ve (ii) (a) tarafların rüşvet üzerinde anlaşmaya varıp varmadıklarına bakılmaksızın rüşvet vaat, teklif ve talepleri, (b) görevi ihlal teşkil edip etmediğine ya da görevlinin yetki alanı kapsamına girip girmediğine bakılmaksızın kamu görevlisinin görevi sırasında yerine getirdiği veya getirmediği eylemlerin tamamını belirsizliğe mahal vermeyecek şekilde tespit etmek için mevcut ceza kanununu gözden geçirmeyi (paragraf 63);

2
rüşvet suçlarının, aracılar yoluyla işlenen rüşvet vakaları ile yararın görevlinin kendisi için değil de üçüncü taraf için sağlanmasının amaçlandığı durumları net olarak kapsayacak şekilde anlamlandırılmasının sağlanmasını (paragraf 65);

3
uluslararası ticari faaliyetler dahilinde olsun ya da olmasın bütün yabancı kamu görevlilerinin, yabancı kamu meclisleri üyelerinin, uluslararası kuruluş görevlilerinin, uluslararası parlamenter meclisleri üyelerinin, uluslararası mahkeme hakimleri ve görevlilerinin rüşvet verme ve aynı kişilerden rüşvet almasının, Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi’nin (ETS 173) 5, 6, 9, 10 ve 11. maddelerine göre açık olarak cezalandırılmasının sağlanmasını (paragraf 68);

4
uluslararası ticari faaliyetlerin kapsamı içinde ya da dışındaki, yabancı jüri ve hakemlere rüşvet verilmesi ve rüşvet alınmasının Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi Ek Protokolünün (ETS 191) 4 ve 6. maddelerine göre açık olarak cezalandırılmasını ve bu belgenin en kısa sürede imzalanıp onaylanmasını sağlamayı (paragraf 69);

5
Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi’nin (ETS 173) 7 ve 8. maddelerine göre, özel sektör teşekküllerinde her görevde çalışan ya da bu teşekkülleri yöneten eden her kişiye uygulanabilir şekilde özel sektörde rüşvet almayı ve vermeyi cezalandırılmasını (paragraf 70);

6
Yolsuzluğa Karşı Ceza Hukuku Sözleşmesi’nin (ETS 173) 12. maddesine göre, nüfuz kullananın aldatıp aldatmamasına bakılmaksızın nüfuz ticaretinin cezalandırılmasını (paragraf 71);

7
(i) “etkin pişmanlık” durumlarında kamu sektöründe rüşvet alma ve verme suçunu işleyenlere sağlanan cezadan otomatik olarak ve neredeyse tamamen muaf olma durumunu analiz etmeyi ve buna göre gözden geçirmeyi, ve bu tür durumlarda rüşveti verene verdiği rüşvetin tazminini ortadan kaldırmayı (ii) kanunu uygulayan uygulayıcılar dahil herkese ön soruşturmanın başlamasından sonra “etkin pişmanlık”ın kullanılması durumlarında cezadan muaf tutulmanın uygulanmadığını açıklamayı (paragraf 73);

8
(i) vatandaş olmayanlar tarafından işlenen ancak, aynı zamanda, Türk vatandaşı olan Türk kamu görevlilerinin veya Türk meclisleri üyelerinin dahil olduğu yolsuzluk suçları fiillerinin kovuşturulmasının Adalet Bakanının talebi üzerine yapılabileceği (TCK 12. madde, 1. fıkra) şartının kaldırılmasını; ve (ii) yurt dışında yabancılar tarafından işlenen fakat, aynı zamanda, Türk vatandaşı olan uluslararası organizasyonların görevlilerini, uluslararası parlamenter meclisleri üyelerini ve uluslararası mahkemelerin hakimleri ve savcılarını içeren yolsuzluk suçları üzerinde yargı yetkisi tesis etmesini (paragraf 74).

2) Siyasi Partilerin Finansmanında Şeffaflık Konulu İnceleme (Tema II)

A. Sonuç Bölümü
Türkiye’de son yapılan genel seçimlerde oyların yüzde 7’sini alan partiler doğrudan devlet yardımına hak kazanmaktadırlar. Bu partiler (mali olarak) büyük oranda devlet yardımına bağımlıdırlar. Siyasi partilere verilen özel bağışlar sıkı şekilde düzenlenmiştir ve yıllık bağış miktarı ve kimlerin bağış yapacağı sınırlandırılmıştır. Partilerin ve seçimlere katılan adayların siyasi faaliyetlerinden kaynaklanan harcamalar, özellikle seçim kampanyaları, miktar bakımından sınırlandırılmamıştır.

Partilerin finansmanının saydamlığı konusunda mevcut kanun genel olarak oldukça iyi bir standarda sahiptir ve Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Siyasi Partilerin ve Seçim Kampanyalarının Finansmanında Yolsuzluğa Karşı Ortak Kurallar Tavsiye Kararında [Tavsiye(2003)4] ifade edilen ilkelere birçok yönden uygundur. Buna karşılık, mevcut durum seçimlere katılan partili adaylar ve bağımsız adaylar ile seçilmiş temsilciler gibi benzer saydamlık düzenlemelerine tabi olmayan kişilere yönelik olarak istenilen düzeyde değildir. Bu nedenle bu tür kişilerin kampanya finansmanları kayda geçirilmemekte ve denetlenmemektedir. Dolayısıyla, mevcut sistemin en belirgin eksikliği genel ve mahalli seçimlerde kampanyaların finansmanının özel bir kanuni düzenlemeye ve izlemeye tabi olmayışıdır.

Benzer şekilde, gelecek seçimlerde doğrudan genel oyla halk tarafında seçilecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin yeni bir usulün ve idari işlemlerin hazırlanması gerekmektedir. Bu durum, partilerin ve adayların seçim kampanyalarına ilişkin saydamlığı sağlamaya yönelik daha sağlam bir çerçeve oluşturmak üzere Türkiye’ye özel bir olanak (fırsat) sağlamaktadır. Şu ana kadar partilerin genel finansmanına ilişkin saydamlık derecesi tam anlamıyla tatminkar değildir ve itirazlar büyük oranda uygulamaya yöneliktir. Parti hesapları eksiklikler içerme eğilimindedir, parti hesaplarını kendi aralarında karşılaştırmak mümkün olsa bile zordur ve bağımsız denetçiler tarafından onaylanmaları söz konusu değildir. Partilerin bir çoğu hesaplarını yayımlamamaktadır.

Parti hesapları Anayasa Mahkemesi tarafından yıllık incelemeye tabidir; bu incelemeler sonucunda çok sayıda usulsüzlükler (aykırılıklar) ortaya çıkartılmıştır ve sıklıkla parti kaynaklarının (mallarının) müsaderesinde artışlar olmuştur. Bununla birlikte, denetime ilişkin mevcut düzenlemeler özel olarak ayni bağışlar konusunda (düzenlemeler) beyan edilmeyen finansman kaynaklarının güçlü, hızlı ve tam olarak tespit edilmesine yönelik iyileştirmeleri gerektirmektedir. Yasadışı uygulamaları ve saydamlık kurallarını dolanmanın daha iyi tesbit edilmesini sağlamak üzere daha fazla kaynak, uzmanlaşma ve daha proaktif (etkin) bir yaklaşım gereklidir. Bu nedenle, mevcut izleme mekanizması oldukça güçlendirilmeye – ve partilerin ve adayların seçim kampanyalarını da kapsayacak şekilde genişletilmeye ihtiyaç duymaktadır.

Türk yetkililer mevcut saydamlık rejiminin yapısı konusunda açıkça övgüye değer bulunmaktadır ancak tam ve tutarlı bir yasal çerçeve geliştirmek kadar bunun etkili bir biçimde uygulanmasına yönelik yeni önlemlerin alınması konusunda teşvik edilmelidir. Bu yönde daha önce yapılan ve önde gelen siyasi partiler tarafından desteklenen ve 2007 yılında yapılan erken seçimlerden dolayı devam ettirilemeyen girişimleri (adımları) dikkate alarak, siyasetin finansmanının saydamlığı sorununun yeniden siyasi gündemin ön sırasında yer alması büyük önem taşıyacaktır.

B. Tavsiyeler
Siyasi Partilerin Finansmanında Şeffaflıkle ilgili olarak raporda sıralanan 9 tavsiye aşağıdaki gibidir:

1
siyasi partilerin yıllık hesaplarının a) siyasi partilerin seçilmiş temsilcileri ve adaylarının seçim kampanyaları da dahil partileri adına yerine getirdikleri siyasi faaliyetleri için bireysel olarak elde ettikleri gelir ve yaptıkları harcamayı, b) uygun görüldüğünde, siyasi partilerle ilişkili veya kontrolleri altında bulunan teşekküllerin hesaplarını içermesinin sağlanması(paragraf 65);

2
siyasi partilerin yıllık hesaplarının, izleme organı tarafından rehberlik sağlanması ve ortak muhasebe ilkeleriyle desteklenmiş standart bir şeklin oluşturulması da dahil olmak üzere gelir ve gider hakkında daha ayrıntılı ve kapsamlı bilgiler içermesini sağlamak için uygun tedbirlerin alınması (paragraf 66);

3
kamunun, kanunla belirlenecek zaman çerçevesinde, siyasi partilerin yıllık hesaplarına ve denetim organının izleme raporlarına, kolayca erişebilmesinin sağlanması (paragraf 67);

4
siyasi partiler ve adayların parlamenter, cumhurbaşkanlığı ve yerel seçim kampanyalarının finansmanında saydamlığın düzenlenmesini ve özellikle üçüncü kişilerin yaptığı katkılarda saydamlığın artırılması yollarının bulunması (paragraf 68);

5
siyasi partiler ve seçimlere katılan adayların seçim kampanyası dönemindekiler de dahil olmak üzere, belirli bir değerin üstünde aldıkları bütün bireysel bağışları (nakdi olmayanlar da dahil), her bağışın türü ve değeri ile birlikte bağış sahibinin kimliğini de gösterir şekilde düzenli olarak açıklamalarının zorunlu kılınması (paragraf 69);

6
parti hesaplarının lisanslı uzmanlar tarafından bağımsız olarak denetlenmesi (paragraf 70);

7
parti hesaplarının denetiminin partilerin ve adayların kampanyalarının finansmanının cumhurbaşkanlığı, parlamenter ya da mahalli seçimler sırasında ve/veya hemen sonrasında özel olarak izlenmesiyle desteklenmesi (71);

8
(i) finansman konusundaki aykırılıkların soruşturulması ve kolluk kuvvetleriyle daha yakın işbirliği de dahil olmak üzere siyasetin finansmanın daha kapsamlı, etkin ve hızlı bir şekilde izlenmesinin sağlanması ve (ii) siyasetin finansmanın denetimine ayrılmış mali ve personel kaynaklarının artırılması (73);

9
siyasi partilerin ve adayların seçim kampanyalarının finansmanı konusunda henüz oluşturulmamış düzenlemelerin ihlalleri ile ilgili olarak etkin, orantılı ve caydırıcı yaptırımların getirilmesi (75).


3) Sonuç ve Değerlendirme

Söz konusu inceleme süreçlerinden ülkemizden daha önce geçmiş emsal GRECO üyesi ülkelerden Almanya’ya GRECO tarafından Tema I kapsamında 10 tavsiye, Tema II kapsamında 10 tavsiye, Fransa’ya Tema I kapsamında 6 Tema II kapsamında 11 tavsiye, Hollanda’ya Tema I kapsamında 6 Tema II kapsamında 13 tavsiye, Polonya’ya Tema I kapsamında 5 Tema II kapsamında 8 tavsiye, Belçika’ya Tema I kapsamında 4, Tema II kapsamında 11 tavsiye, İspanya’ya Tema I kapsamında 9 Tema II kapsamında 6 tavsiye yapılmıştır.

Ülkemizin 30 Eylül 2011 tarihine kadar anılan tavsiyelerin yerine getirilmesine ilişkin olarak GRECO’ya bir durum raporu (situation report) sunması gerekmektedir..

Tavsiyelerin incelenmesinden görüleceği üzere, suç haline getirmeye (incrimination) ilişkin söz konusu tavsiyeler Türk Ceza Kanununun incelemeye dayanak oluşturan maddelerinin, Anayasamızın 90. maddesi uyarınca kanun gücünde olan Yolsuzluğa Karşı Ceza Sözleşmesinin ilgili hükümleriyle uyumsuz olan yönleri ile GRECO’nun benzer alanlarda daha önce diğer ülkelere de yaptığı ve içtihat oluşturan tavsiyelerine dayanmaktadır.

Siyasi Partilerin Finansmanına (transparency of party funding) ilişkin tavsiyeler ise, doktrinde ve kamuoyunda tartışılan, eleştirilen, yerinde inceleme ziyareti sırasında görüşülen uygulamacılar ve siyasi parti temsilcilerince dile getirilen hususlara dayanmaktadır. Raporlar teknik bir dille kaleme alınmış olup, siyasi değerlendirmeler içermemektedir.

Yolsuzluk Sözleşmesindeki Suçlara İlişkin (Tema I) tavsiyelerin yerine getirilmesine ilişkin yapılabilecek mevzuat değişikliklerinin değerlendirilmesi amacıyla Kasım 2010 tarihinde Kanunlar Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde Bakanlığımızın ilgili birimlerinden temsilcilerin katılımıyla bir komisyon oluşturulmuş olup, komisyon çalışmaları halen devam etmektedir.

Diğer taraftan, Siyasi Partilerin Finansmanında Şeffaflık Konulu İnceleme (Tema II) kapsamında, Bakanlar Kurulu’nca kabul edilen ‘Saydamlığın Artırılması ve Yolsuzlukla Mücadelenin Güçlendirilmesi Eylem Planı’ içerisinde yer alan ‘Siyasi Partilerin ve Seçim Kampanyalarının Finansmanında Açıklık ve Şeffaflığa İlişkin Uygulamaların Geliştirilmesi ve Denetimin Etkinleştirilmesi’ alt başlığı konusunda çalışmalar yürütmek üzere ilgili tüm kesimlerin katılımıyla Bakanlığımız Strateji Geliştirme Başkanlığı altında bir çalışma grubu oluşturulmuş, bu çalışma grubu, GRECO’nun tavsiyelerini de değerlendirerek mevcut durum analizi ile bu konuda yapılması gereken çalışmaları içeren raporunu tamamlama aşamasına getirmiştir.